Bilincimizin gelişmesi yaşamımızdaki doğruları artırır. Bilgi hamalığından önce de bilincimizi geliştirmemiz gerekir. Az ve öz bilgi ile dahi bilinçli olmak mümkündür. Ezberci eğitim sistemi insanlara bilinç aşılamaz. Bilincin, ezberci bir sisteminde gelişebilmesi ancak rastlantısal olabilir. Bilinç, isteyerek çabalayarak, yaşayarak gelişir. Kavramdan sahip olduğumuz bilgi sadece bilgidir ve kullanılmadığında uçar gider. Yani toplumcu, doğa ile barışık bireyler yetiştirmek, ezberci eğitim sisteminde çok zordur.
Bireyin ve dolayısıyla toplumun bilinçlenmesi için farklı bir eğitim ve öğretim yolu izlenmesi gerekir. Bu tür bir eğitim sisteminde ezber, not, sınav, test ve yarış olmamalıdır. Hedefi, öğrenciye öncelikle kendisini tanımayı ve toplumun parçası olmayı sağlamak olmalıdır. Öğrenci yaşamın, yaşamanın, yaşayanın anlamını, değerini bilen; özgür, barışçı, yaratıcı bir birey olmayı amaçlamalı; bunun yolunu bulmalı ve bu yolda yürümelidir. Başarmak, yarışmak, zengin olmak, ünlü olmak gibi kavramların yerine mutluluk, huzur, bilinçli yaşam, toplumsal dayanışma, toplumun başarısı kavramlarını baz almalıdır. Bir bireyin başarısı tüm toplumun başarısıdır. Bir toplumda huzur varsa, birey de huzurlu olur. Sadece tek başına mutlu ve huzurlu olmak, olduğunu sanmak sanal bir görüntüdür. Birey için amaç toplum ve doğa ile uyumlu bir bütün oluşturmak olmalıdır. Bunu düşünen birey toplumsal ve doğal çevre bilincine sahiptir. Bu da sahip olabileceğimiz bir üst bilinçtir.
Bilinçli olmak, toplumun içinde yaşarken her davranışın olumlu veya olumsuz etkisinin farkında olmaktır. Her bireyin benzer bilinçlilikte olması da toplum yapının daha olumlu ve güçlü olmasını sağlar. Bu durumda yasaların ve cezaların etkisi en asgariye iner.