Crossroads of Twilight (Wheel of Time #10) | Alacakaranlık Kavşağı(Zaman Çarkı #10)
Goodreads: 3,6/5
1000kitap: 8,1/10
4,5/5
“Onları tanıyorum. Acı hissediyormuş gibi yapıyorlar ama hissetmiyorlar; diğer insanların hissettiği gibi değil. Onlardan birini konuşturabilmek için bir taşı incitmeye razı ve kabil olman gerekir.”
“Benim kadar yaşadığın zaman,” diye yanıt verdi Elyas kuru bir sesle, “inanırsın. O zamana dek, benim senden daha uzun yaşadığımı ve bunu senden önce gördüğümü kabul et.”
Zaman Çarkı ve ben tekrardan buradayız. Severek okuduğum bir külliyat olduğunu artık bilmeyen kalmamıştır, diye düşünüyorum beni tanıyanlar arasında. Zaman Çarkı’nın onuncu kitabı olan Alacakaranlık Kavşağı ile birlikte serinin arasına biraz farklı kitaplar serpiştirip okumayı düşünüyorum. Çünkü Zaman Çarkı’nı bitirdiğimde büyük bir veda duygusu yaşayacağım ve korkarım ki tekrar böyle bir kitapla karşılaşmam çok zor olacak. Okuduğum her güzel kitaptaki karakter, adeta benim düşünce dünyamda birer arkadaş olurlar bana. Ve benim düşünce dünyamda yer edinen her karaktere veda ederken sanki içimden bir parçayı da o kitabın son sayfasında bırakmış gibi hissederim. Duygusal bir okur olduğumu söyleyebilirim bu yüzden. Zaman Çarkı’na gelince ilk kitabından itibaren adeta karakterlerle birlikte büyüdüm. Karakterlerin gençliğine, yetişkinliğine ve birbirinden farklı her duygusuna eşlik ettim. Uzun bir yolculuğa çıkardı bizi yazar ve bu yolculuğun sonunda kaç farklı parçamı külliyatın son sayfasında bırakacağım, bilmiyorum. Belki de ilk defa bir kitabı bitirmeden sayfalar öncesinde, bir kitabın son sayfasını da okuduğumda yaşayacağım duyguları düşünerek hüzünleniyorum. Zaman Çarkı okurları beni çok iyi anlayacaktır. Aynı zamanda yazar Robert Jordan’a da veda ediyoruz böylelikle. Çünkü Robert