Onu seviyordum ben, Mitya, seviyordum diye başladı. Şu beş yıl durmadan sevdim. Ama onu mu, kinimi mi sevdim, bilmiyorum… Hayır, onu… aah, onu sevdim… Onu değil, yalnız kinimi sevdim ben; yalan!
Belki henüz affetmedim ya… diye mırıldandı. Belki kalbim affetmeye yeni yeni hazırlanıyor. Bilir misin Alyoşa, onu doğrudan doğruya sevmiyorum ben; gözyaşlarımla dolu beş yılı, uğradığım hakaretleri seviyorum.
Zamanımızda herkes kütleden sivrilerek bireysel bir hayat yaşamak peşinde… Oysa kişiliğini belirtmek için kendini geliştirmeye çalışan insan, bu çabalamanın sonunda ruhsal bir yalnızlığa düşer. Böylece dolgun, dört başı mamur bir hayat yerine manevi bir intiharla yüz yüze gelir. Evet, yüzyılımızda herkesin tekliğe kaçması, kendi kabuğuna çekilmesi, varını yoğunu başkalarından
kaçırması insanları sadece hemcinslerinden uzaklaştırmak, karşılarındakini de kendinden nefret ettirmek sonucunu veriyor.