Öncelikle bu benim ilk kitap incelemem. Bunu belirterek başlamak istedim. Kitabı okurken zaman zaman sıkıldığım, bitsin artık dediğim kısımlar oldu. Bu yüzdendir ki daha önce 2 kere okuyup yarım bırakmışlığım oldu.
Kitabın konusuna gelecek olursak;
Kitapta olaylar, alışılmışın dışında ilerliyor. Son da olacak cinayet, kitabın başından belli. Ama bu kitabın akıcılığından bir şey kaybettirmiyor. Bu cinayet, bir töre cinayeti. Kitapda cinayet, bütün karakterler tarafından biliniyor ama kimse engel olmak için sesini çıkarmıyor. Sanki töre cinayeti olunca suç sayılmıyormuş gibi bir izlenim bırakılıyor.
Kitaptan çıkarılacak sonuç ise;
Söz konusu karakterlerin, toplum tarafından kendileri için çizdiği kalıba girme gereksinimi üzerinde durulmuştur. Bu gereksinim metnin ana sorunsalı olan töre cinayetine yol açmasıyla karşımıza çıkmıştır.
Son olarak kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum.
"Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım."
"Kitaptan çıkarılacak sonuç ise;
Söz konusu karakterlerin, toplum tarafından kendileri için çizdiği kalıba girme gereksinimi üzerinde durulmuştur. Bu gereksinim metnin ana sorunsalı olan töre cinayetine yol açmasıyla karşımıza çıkmıştır." Okuduklarım içerisinde en doğru yere siz dokunmuşsunuz.
Duygularımızı dışavurmakta biraz cimriyiz belki, daha çok düşüncelerimizle yaşıyoruz ve bu bir ölçüde bozuyor bizi, değerlendiriyoruz, ama hissetmiyoruz.
Sanırım bu yaşlarda dikkatin kolay dağıldığını, hayatın toz pembe gözüktüğünü, gelecek uzakta göründüğü için anın büyüsüne daha çok kapılındığını ve asıl mevzunun gerçekliğini kavraması için okumaya geldiği şehirde yeniye doygunluğun gerçekleşmesi gerektiğini vurgulamak istiyor yazar.
İçim parçalanarak tekrarlıyorum size: bu gece pek çok şey öğrendim! Yalnız yaşamak değil, alçakça ölmek de mümkün değil… Hayır baylar, ölüm bile şerefli olmalı!