hayatı anlamlandırmak için sürekli çalışıyor, çalışmadığımızda da kendimizi uyuşturmak için diğerleriyle buluşuyor, sosyalleşiyor ve merakımızı her an diğerlerine vererek potansiyelimizi kurban ediyorduk.
Bu ülkede hakkını hukukla aramak isteyenler, içlerinde savaşma istekleri sönüp gidene, uğradıkları haksızlık tatsız bir anı ya da arkadaşlara anlatılan trajikomik bir durum olana kadar bekletirler, yıldırırlar ve bıktırırlardı. Hakkını savunmak akıllarına geldiğinde kendilerini otomatik bir şekilde tembel hisseden bir halk yetiştirilmişti.