" Kanıt, o kadının parçalanmış geleceğidir! Kanıt, sizin o bembeyaz önlüğünüze sıçrayan ama görünmeyen o kirli vicdanınızdır! Bugün burada sizi mahkûm edecek olan sadece yasalar değil, kendi sessizliğinizin gürültüsüdür!"
Anderson, Coleman’ın tam önünde durdu. Sesi artık bir fısıltıydı ama tüm salon duyuyordu:
"Gerçek hayatta bu suçtan beraat edebilirsiniz Doktor. Ama edebiyatın ve vicdanın mahkemesinde, hüküm giymediğiniz tek bir saniye bile kalmayacak."