Gerçi çocuklar gerçekten kime emanet edilebilirdi? Her nesil, bir öncekinin yaraları, hüsranları ve yetersizlikleriyle malul, birtakım kırık dökük şeyleri devralıyor, çoğu zaman bunları biraz daha kırıp aşındırıp, bir sonrakine miras bırakıyordu.
Zihnin bir köşesiyle, her zaman (elbette gizliden gizliye) kendisinden biraz daha kavrayışsız gördüğü, hayalsiz ufuksuz bulduğu, etrafına bigâne ablasının neler olup bittiğini kendisinden çok daha açıklıkla tahlil edebilmesine şaştı.
Aile meseleleri böyledir zaten, dan diye vurup, sonra hiç vurmamış gibi yapmak gerekir. Ah diye vurulup, ayırdına varmamış gibi yapmak gerekir. Bu işlerin böyle yürümesi gerektiğini, hiç üstüne kafa yormadan bile, herkes bal gibi bilir.