"Tesadüf seni karşıma çıkarmasaydı, yine aynı şekilde fakat her şeyden habersiz yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu benim de ruhum bulunduğunu öğrettin"
Herkes gidiyor, anılarsa bizi en savunmasız anımızda vurmak için pusuda.
Çok fazla uyarılıyorlardı, yalnızca eski bir dostu gördüğünde 'yıllar ne çabuk geçmiş, yaşlanmışız" serzenişinde bulunan "milenyum öncesi" adamlarına karşın onlar, çocukluklarına uzanan onlarca görsel hatıra ile sosyal çağın o içinden çıkılmaz çukurunda geçmişleriyle, yaptıklarıyla, başaramadıklarıyla defalarca ve defalarca yüzleşiyorlardı.
Yaptıklarından çok yapamadıklarına yanan insanoğlu için bu, hazin ve dayanılmaz bir imtihandır. Bundan daha berbat şey varsa aynı çağın insanı olmayanların aynı coğrafyayı aynı zaman diliminde paylaşmak zorunda olmalarıydı.
Gerçek savaşın ne olduğunu bilmeyen milenyum çocukları, gerçek zorbalara karşı sanal savaş veriyordu, elbette kaybedeceklerdi. Böylelikle yeni yeni insan olmanın hazzına varan dünya, yüzyıla varmadan tekno-feodal yapının zincirleri altında inleyecekti.
Karun Ve Anarşist'i okudum. Anlatım çok güzel okuması çok keyifliydi. Kahramanımız; 80'li yıllarda sağcı / m.ö 500 lü yıllarda yahudi mümin... Allah yalnızca kılıcı olana değil kalemi olana da vicdan versin. İskender pala.. senin safi kötülük olduğunu düşünüyorum. İnsan hayalinde yarattığı bir kominist figür üzerinden o fikre inanan insanları bu kadar aşağılayamaz, normal değil. Bir ideolojiye bağlı yığınların ötekini "kötülük" olarak karakterize ederek kendini temize çıkarmasını ve kutsamasını anlayabilirim fakat belirli bir çıtayı aşmış en azından yığınların arasından sivrilip birey olabilmiş yazar çizer olabilmiş birinin kendi ideolojisini kutsamak için bir başkasının fikir çizgisini aşağılamasını kabul etmiyorum. Yazarın son kitabını yazmış olmasını diliyorum.