Etrafindakilerin konuşkanlık, cıvıl cıvıl ve hayat dolu olmak sandığı sey, İshak için bir tür gizlenme biçimiydi. O kadar saklanmıştı ki, zaman geçtikçe yeniden ortaya çikabileceği yolu bulamayacak kadar kafası karışmıștı. Kaybolmuştu. İçindeki bir kapana kısılmıștı ve hiçbir yerden ışık sızmıyordu.
Babasından kalma izlerle dolu yorgun yüzünü incelemeye başladı aynanın karşısında. Dikkatle bakınca hiç bir makyajla kapatmayı başaramadığı, silinmek bilmeyen hatıraları kolayca fark edebiliyordu. Uzunca zamandır görmediği bir tanıdıkla karşılaşmış gibi kendisini inceliyordu.
"Kendimi inandırma gücünü yitirdim ben. lyi şeylerin bu kadar yakınımda durabileceğine ve olabildiğince uzun süreceğine inanmıyorum. O ağır kayayı ne yapıp edip güç bela tepenin ucuna kadar çıkarmayı başarsam da, kayanın orada kalmayacağını, geri yuvarlanacağını biliyorum. Hafızamı yurt edinen gölgeler ha bire aklımı karıştırıyor. İflah olmaz bir kopuşla hayata tutunmayı başara bildim.
Ne kadar büyük bir çelişki? Bir kopuş karşılığı hayata bağlanmak. Zaman zaman amaçsız, gelișigüzel rastlantılarla güçlenen bir tutunma. Kopușu unuttuğun anda daha büyük bir lanete sürükleneceğini bilmek..."
-hər sətrində özünü oxumaq kimidir bəzi alıntılar)