İnsanoğlu kendini inşa ederken elbette etrafında olup bitenlerden, kendine yönelik teşebbüslerden, saldırılardan farkında olarak olmayarak etkilenir ve onlara cevap verir, mesajlar gönderir, kendini savunur; bu süreç içinde biraz da düşmanlarına, muhaliflerine, tenkit ettiklerine benzer. Bu normaldir; normal olmayan kendini başkalarının tarif ettiği şekilde tanımak, başkalarının biçip diktiği elbiseyi giymek, dahası bu ısmarlama kimliği kaynağından ve hedeflerinden bağımsız olarak çok sıcak ve yerinde, tabiri caizse "tam bana göre" bulmaktır.
Dini gönderen Allah olduğu gibi, insanoğluna aklı veren de Allah'tır; dolayısıyla bunlar aynı kaynaktan gelmektedir.Dahası, her ikisinin konusu da Allah, varlık ve insan üzerinedir.
Müslüman toplumları kendi içinde nicelik olarak parçalayıp, nitelik olarak da güçsüz veya işlevsiz bırakan zihniyetlerin ana damarlarından birini, geçmişten bugüne bir şuuraltı akışı halinde sürekli kendini yenileyen bu Cahiliye tortusu/kültürü oluşturmaktadır.