Dinin emirlerini kavrayan Müslüman kadının eş seçiminde dikkat edeceği doğru, isabetli ve hikmetli ölçüleri vardır. O, bu hususta sadece eşindeki fiziki güzellikle, görünüşünün yakışıklı olmasıyla, mevki ve makamın yüksek oluşuyla, servet durumu ve benzeri genellikle kadınların hoşuna giden şeylerle yetinmemelidir.
Seçeceği eşin dindardığı ve ahlâkı üzerinde durmalıdır. Zira başarılı bir aile yuvasının ana direği, erkeğe gereken en kıymetli hazine bunlardır.
Bu asırda Müslüman hanımların içine yuvarlandığı en büyük belalardan biri de düğün gecelerinde giyilen son derece pahalı ve aşırı derecede gözalıcı şık elbiseler ve kıyafetlerle övünme ve böbürlenme belasıdır. Düğün merasimi defile salonuna dönüşmekte, bu konuda yaşanan bu anlamsız yarış aklı kullanmaktan, tutarlılıktan ve uygun ölçülerinden tamamen uzaklaşarak israf, büyüklük taslama ve içi boş bir böbürlenme derecesine kadar varmaktadır.
İnsanın ister erkek ve ister kadın olsun sahibini küçültecek derecedeki ihmalkârlıkla, bu zühddür, tevazudur, diye iddia ederek dış görünüşünü perişan bir hale getirmesinin İslâm'la hiçbir ilgisi yoktur.
Allah'ın Resulu (s.a.) alçak gönüllülerin efendisidir. O güzel elbise giyer, ailesi ve ashabı için süslenirdi. Bu süslenmeyi ve güzel kıyafeti Allah'ın kendisi üzerindeki nimetini ortaya koymak olarak görürdü. "Allah kuluna verdiği nimeti üzerinde görmeyi ister. "(1)
(Hasen hadistir.Tirmizi ve Hakim rivayet etmiştir.)·Kitabı okuyor