“Yani söz konusu olan birinin güçlü ya da zayıf olup olmadığı değildir. Kendi yaşantısına ne ölçüde dayanabiliyor, mesele budur!”
Hayatın gerçekliği ile hayallerinin büyüklüğü arasındaki o amansız uçurumu fark eden insan, bir noktadan sonra içindeki o derin boşlukla savaşmayı bırakıyor. Werther için o boşluktan aşağı atlamak bir son değil; artık ruhunu taşıyamayan bu dar dünyadan, boşluğun onu tamamlama ihtimaline doğru atılmış sessiz bir adımdır. Nihayetinde onun ölümü, duyguların akla karşı verdiği o soylu ama mağlup savaşın ilanıdır.
Sevgi, sevinç, yakınlık ve coşku kendi içimden gelmiyorsa, bir başkası da bunu veremeyecektir bana; soğuk ve güçsüz bir halde karşımda duran birini, ben de mutlulukla dolup taşan yüreğimle mutlu edemem.