Banka oturup güllerle kaplı mezarı, gür otları, ağır ağır geçen yoğun bulutları seyre dalmıştı. Doğa kendi halindeydi. Duyarsız değil, kendi halinde... Mezarların üzerinde arılar vizildiyordu. Güllerin kırmızısini ve gökyüzünün mavisini hayranlıkla seyrederken sonsuz bir hayal kırıklığı içini daraltıyordu. Bir mezarlıkta niye bu kadar güzellik vardı?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Vince hayata tapardi: ıssız, sersefil, hasta dahi olsa, sadece var olmayı, yeryüzünde olmayı, sabah uyanıp akşam yatmayı, rüzgarın esmesini veya güneşin parlamasıni, yağmurun usul usul ya da bardaktan boşanırcasina yağmasını dünyanın en muhteşem armağanı olarak görmüştü her zaman.