Varsam bir âmile sorsam hâlimi
Aceb Allah bize kulum diye mi
Nefs elinden yanılmışım yolumu
Aceb Allah bize kulum diye mi
Yüzümü yerelere sürsem ağlasam
Günahlarıma da tövbe eylesem
Doğru yol kandedir diyerek sorsam
Aceb Allah bize kulum diye mi
Yûnus eydür hele sen de varasın
Başa neler gelir anda göresin
Orada bilirim yüzüm karasın
Aceb Allah bize kulum diye mi…
Kartallar uçar benim mı bir harâbeden
Köprülerden yârim geçer mi
Sen neden bu kadar güzelsin, bilmem
Raşırsın yeryüzüne ebedî hücreleri
Ben ise kuruyacak bir su mahkûmuyum
Elleyip öpüyorum kumları
Bir karadelikten izlerken hayat
Meydan okuyanlar kim bu serâba
Söyle bana hindiba
Sen nasıl bu kadar ceylan koşması
Sen nasıl bu kadar geçitleri aşması
Sen nasıl bu kadar güneşe meftun
Sen nasıl bu kadar sahra çeşmesi...
Ölüm, sonsuzluğa giden yeşil bir gemi oluyormuş, inanmış müminlerin omuzlarında. Yeşil gemimi uğurlamaya gelir misin uzaktaki? Nedamet gözyaşlarını avuçlar mısın? Tek bir an için yanlızlık dolu sözlere kulak verir misin? Yoksa alıp başını gider misin yine, ruhumu dikenler dolusu kördüğümlere salıp. Belkide artık bir başkasının duasında ıslanacaksın kim bilir Allah'tan gayrı...