İslâm'ı bugün öyle kavramak zorundayız ki, kendimizi şimdiye kadar İslâm hakkında hiçbir şey bilmiyormuşuz gibi farzederek yola koyulmalıyız: ilk Müslümanlar nasıl Müslüman olmuşlarsa, onların yolunu izleyerek ve önyargılarımızı, cehalet döneminden kalma zihnî ve amelî alışkanlıklarımızı terkederek başlangıç noktasında durmayı deneyebilmeliyiz.
Kefaret; çocuklukta biriktirilen yaraların,
çocuk kalbiyle anlamlandırmanın, yetişkinlikte nasıl ortaya çıktığını, nelere sebep olduğunu anlatıyor. Beklentimi çok karşılamadı. Giriş kısmı uzun ve çok tekrar düşmüş olmasına rağmen gelişme ve özellikle sonuç kısmı kısa tutulmuştu. Ayrıca ana karakterlerin dindar olarak tasvir edilmesi (dindarlık sanki takıntıymış gibi göstermesi) beni rahatsız etti.
Zihin unutur; beden asla! Kuruntu dediğimiz şey de bedenin anımsamasıdır aslında… Bir ses, bir koku, bir görüntü, belki de zihinden belli belirsiz geçen bir düşünce; geçmişi anımsatır ona..