Çünkü pek çoğumuz çok çeşitli olasılıklar dünyasında, farklı fırsatlara yürüme yetisine sahip olduğumuz halde, önümüzde duran birkaç seçeneğe indirgenmiş, sürüye uyumazsak türlü felaketlere maruz kalmakla korkutulmuş, uyumazsak ecinniler’in ve ölçülerin geleceği söylenerek gözleri kapatılmış, ninnisi suçluluk duygusunun sesleri, rüyaları utanç sebebi olan çocuklardık.
Yaşamlarımız için mi içtiğimiz değerler, sözün bittiği yerdeki kelimeler kadar gidip kaldıkça, sevgiyi ve dostluğu bitirenin sadece ölüm olmadığını öğrendik. Artık şaşırabileceğimiz bir şeyin kalmadığını sandıkça, insana dair bir başka hiyaneti görüp, yaşama küsmeye yeltendik. Ama gördük ki küsmemiz evrenin umrumda bile değil, çaresizce doğrulup, hayal kırıklıklarımızı yerden toplayıp, elimizde kalan parçalarla büyümeye yöneldik.
Şimdi düşünüyorum da Tanrı, yirmili yaşlarında, henüz kendini bile tanımayan, hayatı hiç anlamamış, evlilik planları yapan bir kızın gazabından herkesi korusun!
Evlilik telkiniyle gelen kişi ise muhakkak bir gün uyanır ve kendi kendine şunları söylerken bulur:” aslında evlenmeyi düşünmüyordum. Nasıl oldu bilmiyorum ama sanki öyle olması gerektiğini düşündüm.”