Fatoş Yücel Güçlü

Fatoş Yücel Güçlü
@FatosYucel
Emekli
Antalya
İstanbul, 10 Ağustos 1969
91 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
10/10
·230 syf.··
Beğendi
·
3 günde okudu
·
2022 11. kitabı
Selim İleri
7.4/10 · 180 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·500 syf.··
2022 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2022 21:40
Adnan Cemgil’in mükemmel çevirisiyle, Nobel ödülü almış muhteşem bir klâsik okudum. Klâsikleri zaman zaman okurum ama gerek çeviriden olsun, gerek yazarın tarzından olsun her zaman keyif aldığımı söyleyemem. ‘Jean-Christophe’ kitabı ise her yönüyle bir edebiyat şahaseriydi diyebilirim. İlk nehir roman olma özelliğini bünyesinde barındıran bu kitap, Beethoven’in hayatından yola çıkarak yazılmış. Bir sanatçının nehir gibi, doğumundan itibaren nasıl oluştuğunu, nasıl yatağında aktığını ve denize kavuştuğunu anlatıyor. Okuduğum birinci cildiydi. Toplam üç ciltten oluşuyor. Büyük bir ruhun, bütün toplumu karşısına alarak inandıklarını savunmasını, bu yüzden çektiği acıları, yapayalnız kalışını okuyoruz birinci ciltte. Ben hep sorup durdum kitabı okurken kendi kendime; ‘toplumun beğenmediğimiz özelliklerini, böylesi bir hırçınlıkla düzeltmek mümkün mü, ille de insanları karşımıza mı almak gerekiyor?’ diye. Gerçi büyük ruhların bizim gibi herşeye uyum gösterenlerden farkı da bu olsa gerek. Ben acı çekmeyi azaltmak için böyle düşünüyorum ama sanatçılar da bu büyük acılardan besleniyorlar. Hoş büyük acılardan değil en ufak şeylerden dahi, büyük acılar çeken sanatçılar da yok değil. Rengarenk bir çiçek bahçesi gibi. Bu çiçekleri, kitaplar vesilesiyle bizler de koklama zevkine erişebiliyoruz.
Jean-Christophe 1Romain Rolland · Yapı Kredi Yayınları · 2018301 okunma
8/10
·500 syf.··
10 günde okudu
·
2022 10. kitabı
Romain Rolland
8.5/10 · 301 okunma
Eyy bencil;
Neden sürekli insanları gözetliyorsun, hata arıyorsun ve yanlış olduğunu düşündüğün şeylerin yerine, kendi doğrularını koyma derdindesin? Neden her zaman senin fikirlerin doğru, senin yaşamın doğru, senin dışında olan herşey yanlış? Eleştirilmekten neden hiç hoşlanmıyorsun, bağnazlıklarına neden bu kadar bağlısın? Ruhunun derinliklerinde neler yatıyor, hiç göz attın mı? Neden hayatı hem kendine hem başkalarına bu kadar çok zorlaştırıyorsun? Sesinin bu kadar gür çıkması, eksiklerini örtme dürtüsünden mi? Bencilliğin doğuştan mı, kusurlarınla birlikte mi güçlendi? İnsanları seviyor olman koskoca bir yalan, sen sadece kendini seversin. Başkalarını küçümseme hakkını nereden buluyorsun? Her yere götürdüğün önyargılarınla insanlara hayatı zehir etme lüksünü kim veriyor sana? Kendi derdine ağlayıp çözüm bulman gerekirken, neden insanların psikolojilerini hallaç pamuğu gibi atıyorsun? Gizlemeye çalıştığın ama zerre başaramadığın kıskançlığınla, başkalarının iyi olmasını hazmedemediğin fesatlığınla, nasıl oluyor da kendini dünyanın en iyi insanı sanıyorsun? Senin serçen bülbüldür, en iyi, en doğru sensindir. Geçmişte en acı olayları sen yaşamış, en iyi tecrübeleri sen edinmişsindir. Sen, pür-i pak yaratılmışsındır. Toz tanesi kadar kusurun olamaz. . Yaşamının yanlışlarından daima başkaları suçludur. Hele sana fırsat verilseymiş, allâme-i cihan olurmuşsun. Ben, nasıl böylesine kusursuz olabilirim diye hiç mi şüpheye düşmüyorsun? Senin de bir Allah’ın kulu olduğunu sana nasıl izah etmeli? Herkesin eksikleri olduğunu bilmiyor musun? ’Evet, kusurlarım var’ dediğinde, her şeyin biraz daha kolaylaşacağından gerçekten haberin yok mu? Tüm zorluklarına rağmen başını kaldırıp da şöyle bir hayata bakmazsın. Dünyâda senden başka derdi olan yok ya, içine gömülüp
Bencilsin
Kiracı olduğumuz bu dünyada, evsahibi olmak istiyoruz..