Çocukların sağlıklı dokunuşlara ihtiyacı vardır. Gördüğümüz gibi bebekler dokunulmadıklarında resmen ölebiliyorlar. Dokunulmak biyolojimizin bir parçası.
Ne yazık ki sağlıksız dokunuşlardan öylesine korkmuş durumdayız ki çocukların sağlıklı fiziksel sevgiye duyduğu ihtiyaçları karşılamayı başaramamamız, daha büyük bir ihtimal taşıyor. Bu durum çocukları pedofillere karşı daha az değil, daha çok savunmasız kılar çünkü çocuklar onlara sevgi göstereceğini düşündükleri kişileri ararlar. Çocukları içeri tıkarak, mahallelerinde arkadaşları ile aynı anda oynamalarına izin vermeyerek, hayatlarını sıkı kurallarla yapılandırarak başkalarına güvenmeme durumlarını arttırırken bir yanda da hepimizi sağlıklı tutan toplum bağlarını da yok ediyoruz.
Cinsel istismarla ilgili endişelerin gerçek olduğunu ve dehşet verici bir gerçekliğe dayandığını birçok kişiden daha iyi biliyorum. Ama aynı zamanda avcıların en savunmasız olanları seçerek hayatta kaldığını, toplumsal dokusunun en zayıf olduğu yerlere girdiklerini de biliyorum. Tüm avcılar en güçsüz avı arar, bu da biyolojinin bir diğer özelliğidir. Dolayısıyla çocuklarımızı güvende tutabilmek için başkalarıyla sağlıklı ilişkiler ve bağ kurmamız gerekiyor, çocuklarımıza sarılmamız gerekiyor.
Bir çocuk ne kadar çok sağlıklı ilişkiye sahipse travmadan kurtulup sağlıklı bir biçimde hayatına devam etme ihtimali o kadar artar. İlişkiler değişimin aracılarıdır ve en güçlü terapi insan sevgisidir.
Sonuç olarak elde edebileceğimiz en güçlü ödüller, sevdiğimiz ve saygı duyduğumuz kişilerin ilgisi, onayı ve sevgisidir. Benzer şekilde deneyimlediğimiz en güçlü acı da bu ilginin, onayın ve sevginin yitirilmesidir. Elbette bunun en bariz örneği sevdiğimiz bir kişinin ölümüdür.