“…Unutma, Akdeniz çevresinde yaşayan insanlarda yalnızca iki duygu vardır: Umut ve korku. Umudu sen onlara verdiğin müddetçe korkuyu getirenleri kovarlar. Sen hüma kuşu olmaya bak ki devlet getiresin. Hüma varken kimse baykuş gölgesinin altına girecek değildir. Ayrıca güçlü düşmandan zahmet görmemek için zayıf halka merhamet etmen gerekir. Devlet mal ile değil hüner iledir;büyüklük yaş ile değil akıl iledir.”
“Bak çocuk, insan bedeni dört gemiye hükmeder. Mide gemisi, gönül gemisi, zihin gemisi ve ruh gemisi. Bunlardan yalnızca birincisi madde ile, diğer üçü mana ile alakalıdır. İlahi denge insanın maddesini değil manasını önemsediği için böyle yaratılmışız. Şimdi insan zaman denizinde yüzerken bunlardan hangisini sancak gemisi yahut beylik gemi yapacağına, hangisinin dümen suyunda gideceğine karar vermelidir. Mide gemisini diğer üçünün arasında seyrettirdiğimizde yaratılışımızın gereği olan dengeyi bulmuş, insaniyetimizi korumuş oluruz. Aksi takdirde mana lehine sahip olduğumuz üç gemimizi, maddenin yönettiği tek gemiye uydurursak madde hırsı bizi iblisliğe sevk eder. Zaman denizinde gönül gemisini rehber edinenler bahtiyar ömürler sürerler. Zihin gemisini rehber edinenler bilge ömür sürer ve mutlu olurlar. Ruh gemisini rehber edinenler ise hem bu dünyada hem öte dünyada kazanmış olanlardır. Mide gemisini rehber edinenler gelince, er ya da geç diğer üç gemiyi parçalayacak kayalıklara sürükler veya şeytanın askerlerine teslim ederler. Çevrene bir bak ve insanları buna göre ayır bakalım, kim hangi gemide yolculuk yapıyor…”
“İlk ağlayan insandı Beatrix, cennetten çıkarılmıştı,” diye fısıldadı yaşlı papaz Ojeda, göğsüne yaslanmış kızın başını şefkatle okşayarak, sonra da titrek bir sesle devam etti, “ ilk unutan da yine ilk insan oldu ve cenneti unuttu, sevgili kızım.”