Fazlı Anıl KARTAL

Fazlı Anıl KARTAL
@FazliAnilKartal
Siyasetçi
Lisans
İzmir
30 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
9/10
·224 syf.·
Beğendi
·
5 günde okudu
·
2026 41. kitabı
Selim Erdoğan (Hidrojeolog)
9.6/10 · 13 okunma
Reklam
Sabit Noyan
190. Alay bütün gücüyle bir taaruz daha gerçekleştirir ve gece yarısına doğru Gülçeşme Yaylası’nı tekrar ele geçirir. Yarbay Sabit Bey’in cesareti ve inadı Soumilas’a galip gelmiştir. Sabah gün doğana kadar 190. Alay koskoca bir Yunan tümeniyle ölesiye vuruşur. Güneş yükselirken yetişen 15. Tümen mevzileri 190. Alay’dan teslim alır. Millî Mücadele tarihinin en kahramanca harekâtı sona ermiştir. Bu kritik tepeler düşmana bırakılmamıştır ama bedeli de çok ağır olmuştur. Dağa gece koşarak taaruz eden yaklaşık 1.000 savaşçıdan ancak bir bölük kadarı ayakları üzerinde yürüyerek inebilir. Geriye kalanlar ya Gülçeşme Yaylası’nda vatana eklenmiş ya da burada vatana bir parçasını hediye etmiştir.
Sayfa 127 - Kronik Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Fahrettin Altay
Fahrettin Paşa’ya 24 Kasım 1934 akşamı bir haber gelir. Radyodan öğrendiklerine göre Mustafa Kemal’e ATATÜRK soyadı verilmiştir. Vakit geçirmeden telsizle Tayabad’dan bir tebrik mesajı gönderir. Mustafa Kemal Atatürk’ten cevap gecikmez: “Siz de ALTAY oldunuz.” Ancak bu olay burada kalmaz. Yolun büyük kısmını trenle gidebilmek için Türkiye’ye Moskova üzerinden dönmek isteyen Fahrettin Paşa, Moskova’da kısa bir mola verdiklerinde Büyükelçi Vasıf Çınar’ın yanı sıra Türkiye ziyaretinden tanıdığı Savunma Bakanı Mareşal Voroşilov’u da ziyaret eder. Ancak bu ziyaret pek hoş başlamaz çünkü Mareşal Voroşilov “Altay” soyadına tepkilidir. Aslında güleç yüzlü, dost canlısı olan Rus komutan kaşları çatık ve öfkeli bir ifadeyle bu soyadının nereden çıktığını sorar. Ruslar belli ki Altay isminin Turancı bir gönderme olduğunu düşünmüşlerdir. Fahrettin Altay’ın “Gazi Hazretleri sevdiği arkadaşlarına espri yapmaktan hoşlanır. Ben Türk generalleri arasında en uzun boylu olduğum için, yakın bulunduğum Altay Dağı’na beni benzetmek isteği ile bu ismi verdiğine kani oldum.” cevabı ortamı tekrar yumuşatır. Yurda dönüşünde Fahrettin Altay bu olayı Atatürk’e anlatır. Atatürk’ün tepkisi “Vay canına! Buluttan nem kapıyorlar. Öyle değil, ama iyi söylemişsin.”
Sayfa 116 - Kronik Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Fahrettin Altay
İzmir’e ilk girenler de Fahrettin Paşa’nın süvarileri olur. Kendisi de 14. Süvari Tümeni’yle birlikte o gün öğleye doğru Menemen istikametinden gelerek Karşıyaka’dan İzmir’e girer. Memleketine gelir gelmez ise iki adım ötedeki baba ocağına gidip ailesiyle hasret gidermek yerine, doğruca İzmir Valiliği’ne giderek yönetimi ele alır. Bu ilk bakışta “her askerin yapması gereken” şeklinde değerlendirilebilir ancak olayın insani boyutu da unutulmamalıdır. Annesi, babası, akrabaları yıllarca işgal altındaki İzmir’dedirler. Türk’ün Akıncı Beyi cephede Yunan’larla savaşırken ailesi aslında onların ortasında, arı kovanının içinde yaşamıştır yıllarca. Can pazarının içinde bir de ailesinin güvenliğinin endişesini taşımıştır. Bu nedenle Fahrettin Altay da vatandan başka sevgili bilmeyenlerden biridir.
Sayfa 116 - Kronik Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Mehmet Salih Omurtak
Trikupis, Digenis’i kendisine zamanında yardıma gelmediği için çok acımasızca eleştirir. Digenis ise bir yandan kahvesini yudumlamakta, susmakta ve konuşulanları dinlemektedir. Trikupis bu sakin tavra daha da sinirlenir ve “Bu alçak, eğer zamanında bana yardıma gelseydi direnme şansımız olabilirdi. Ama bu hain gelmedi!” der. Bunun üzerine kahvesinden kafasını kaldıran General Digenis bir tek cümleye yanıt verir: “Biz o şansı Kazuçtu Yaylası’nda kaybetmiştik!” Yunanlara bu şansı kaybettiren kişi Salih Omurtak’tır.
Sayfa 90 - Kronik Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam