Okulun kuruluşundan yaklaşık altmış yıl önce, Georgia'da yaşayan Cherokee Kızılderilileri evlerini terk edip karlı kısın ortasında Oklahoma'daki yerleştirme kamplarına yürümeye zorlanmışlar. Üçte biri yolda ölmüş. Ama birçoğu Georgia'dan ayrılmayı reddetmiş. Siyah numarası yapıp saklanmışlar ve zamanla aramıza karışmışlar. Bu melez ırktan olan insanlarin birçoğu Spelman'daydı. Bir kısmı gerçekte kim olduğunu hatırlıyordu, ama çoğu unutmuştu. Kökenleri konusunda kafa yorduklarındaysa (etrafta hiç Kızılderili kalmadığından onları düşünmek de zorlaşmıştı) derilerinin sarımsı ya da kırmızımsı kahverengi olmasını ve dalgalı saçlarını beyaz irka bağlıyorlardı, Kızılderililere değil.
Artık daha fazla anne kızını okula gönderiyor. Erkekler bundan hoşlanmıyor: kocasının bildiği her şeyi bilen bir karıyı kim ister ki diye öfkeden kuduruyorlar. Ama kadınlar işlerini biliyorlar, çocuklarını seviyorlar, kızlarını bile!
Olinkalılar artık kendi köylerinin sahibi olmadığından kira ödemek zorundalardı, kendilerinin olmayan suyu kullanabilmeleri için de su vergisi vermeleri gerekiyordu.
Erkeklerin kadınlarla bir konuşma şekilleri var ki fazlasıyla babamı hatırlatıyor bana. Anca talimat verecek kadar dinliyorlar kadınları.
Kadınlar konuşurken yüzlerine bile bakmıyorlar. Başlarını eğip yere bakıyorlar. Kadınlar da kendilerinin söylediği gibi “erkeğin yüzüne bakmıyorlar” “Erkeğin yüzüne bakmak utanılacak bir şey” yüzü yerine ayak ya da dizlerine bakıyorlar. Ne diyebilirim ki buna?