Yazarın kendisi için teolojik olduğuna inandığı bir çalışması. Önsöz’de diyor ki Alice Walker:
“Tanrı’nın ataerkil erkek üstünlükçü olandan ağaçlara, yıldızlara, rüzgara ve diğer her şeye pagan bir dönüşümüdür birçok okuyucu için kitabın niyetini gizleyen: Hayat bir manevi tutsak olarak başlayan, ama hem kendi cesareti hem de başkalarının yardımıyla kendinin, tıpkı Doğa’nın kendisi gibi, şimdiye kadar bir hayli uzaktaymış gibi algılanan ilahi olanın ışık saçan bir ifadesi olduğu idrakine özgürleşerek varan birinin geçtiği çetin yolu keşfetmek”
Yine dinin, dinlerin ve geleneklerin kadın düşmanlığının güzel yansıtıldığı bir kitap.
Erkek elinden çıkma olduğu belli olan kutsal sayılan her türlü kitaba çok güzel bir başkaldırı olduğunu düşünüyorum bu “Sevgili Tanrım” diyerek başlanan kitabın.
__________
Zaten babası bildiği bir insanın kendisine tecavüzü ve bu tecavüzden doğurduğu 2 çocukla başlayan bir kitap için pek de bir şey söylenemez.
Ataerkil sistem içerisinde aşağılanan, hor görülen, Simone de Beavoir’nın da söylediği gibi İkinci Cinsiyet olarak görülen Kadınların, özellikle baş karakterimiz Celie’nin hayatından, kendisinden verdiği fedakarlıkları ve bu İkinci Cinsiyet, Öteki olarak görülen kadınların kendilerini bulma bir nevi uyanışını anlatıyor kitap.
Bunu anlatırken de siyahileri kullanıyor kendisi de bir siyah olan Alice Walker. Bunun nedenini o zamanlarda feminist hareketlerin siyah kadınları ikinci plana atmasından kaynaklandığını ve bunu vurgulamaya çalıştığını aynı zamanda aşağılanan siyah ırkın yine kendinden olan kadınları da kendilerinin aşağıladığı gibi aşağılamasını da vurgulamaya çalıştığını düşünüyorum.
_______
Simone de Beavoir ve özellikle incecik kitabıyla herkesin anlaması için yazdığı kitabı olan “Herkes için Feminizm” in yazarı Bell