Üzülecek tek varlığın bile olmayışı yoklugumun en büyük göstergesi.Dedim ya ,ben yokum aslında..ne bu satırların en başında ne de son konulacak noktada..
Sevdiğiniz insan uğruna neler yaparsınız? Peki sevdiğiniz insan için hayatta nelerden vazgeçersiniz? Aşkınızdan gözünüz hiçbir şey görmeyecek olsa bile sırf onun iyiliği için sevdiğiniz insanı terk edermiydiniz? İşte Tabut kitabı bu sorulara çok farklı bir bakış açısı ile yanıt veriyor.
Sevdiği kadın için yıllarca kendinden ödün vermiş, başına gelen korkunç olayda ise onu tamamen kendinden uzaklaştırmış bir adam. En başından kendini olduğundan daha farklı göstermeye çalışan, aslında o da aynı duyguları hisseden, sonunda da özüne dönen bir kadın.
Duygusal, naif ve bir o kadar da buruk bir aşkın hayatın acımasızlığıyla yüzleşmesini anlatıyor kitap. Hikayeyi kahramanımızın ağzından kimi zaman geçmişe giderek okuyoruz. Yazarın dili oldukça akıcı. Eğlenceli bir tarzı var.
Okurken hep bir ikilemde kaldım. Başına gelen korkunç olay sonrası izlenen yol kahramanlık mı, yoksa bencillik miydi? Bana göre ikisinden de biraz vardı. Yine de çok cesur olduğunu kabul etmem gerekiyor. Sonlara doğru hüzünlenerek bitirdim kitabı. Ayrıca kapak tasarımına da bayıldığımı belirtmek isterim.
Allah'ım ben nasıl bir kelam bitirdim dedim kitabı kapatınca. Kitap 289 sayfa ve ben 288. sayfaya kadar okuduğum süre boyunca hep filmi çekilmeli dedim durdum ta ki yazarımız son sayfada hem kitabın devamının hem de de filmini düşündüğünün müjdesini verdi okuyucularına 🤗
İsmi ile nasıl müsemma bir kitap idi ah beni benden aldı tasvir ettiği, anlamını taşıdığı kavram. Tabi "Tabut" ölüyü taşıyan araç değil de bir metafor olarak karşımıza çıkıyor. Hissiyatlarımıza gem vurup beklememizi anlatıyor bu korkutucu sözcük. Tabutlarımızı açmamızı ve korkusuzca içimizden geldiği gibi duygularımıza yön vermemiz gerektiğinden bahsediyor karakterimiz Ece aracılığıyla 🌹
Aşk romanı gibi çıkıyor karşımıza fakat bu kitaba sadece aşk namına bakmak kitaba ve sevgili yazarımıza haksızlık olur. Güncel mevzular, felsefik, psikolojik ve sosyolojik mevzular, ihtiyacımız olan kıssalar, olması gereken ama bir türlü yerine oturtulamayan insanlığımız ve de daha bir sürü ders, hikaye vardı içerisinde 💚
Kitap o kadar akıcı bir anlatıma ve samimi üsluba sahipti ki ben kitabı okumadım kendi bana sayfa sayfa bölüm bölüm açıldı diyebilirim. Sanki arkadaşım olan biri bana aşık olduğu kadını satır satır hece hece anlattı. Ona olan sevdası uğruna çektiği cefalar ve daha fazlasını dinledim ağzından. En son aşık olduğu kadının onun uğruna yaptıklarını da okuyunca ağzım açık kaldı resmen. Böyle bir kurgu ve böylesi başarılı bir kalem ile tanıştığım için o kadar mutluyum ki anlatamam 🤭
Kitapta beni en çok etkileyen yerlerden birkaçını buraya bırakıyorum ki eserle aranıza köprü kursun 🍀
"İnsan bedeni bir mahkeme salonu gibidir. Tüm sanıklar, şahitler ve mağdurlar, her an her şeyi sorgulamaya, suçlamaya hazırdırlar. Büyük yargıç vicdansa en ağır cezayı vermek için tetiktedir."
"Her resim aslında bir yarım