Rumeysa

Hayır, bırak ağlayayım. Ben gelecek için değil, geçmiş için ağlıyorum. Her şey gitti, uzaklaştı. Ağlayan ben değilim. Hatıralarım ağlıyor. Yaz ayları... Park... Hatırlıyor musun? Ağaç yolu, leylakları düşünüyorum. Bu hatıralar kalbimi dolduruyor. Onları koparmak acı, pek acı!
Reklam
Olga, dedi, niçin kendine eziyet ediyorsun? Beni seviyorsan benden ayrılma; beni olduğum gibi kabul et. İyi taraflarımı sen.
Benim aradığım gençlik, güzellik gibi şeyler değildi. Seni dirilteceğimi sanmıştım. Benim için hayata bağlanırsın, diyordum. Ama sen çoktan ölmüşsün. Bu kadar aldanacağımı tahmin etmiyordum. Hep umuyor, bekliyordum... Şimdi ise...
Evet, Rusya'da kağıtları okumadan imza eden budalalar oldukça biz aç kalmayız. Yoksa halimiz nice olurdu?
Başkaları borç alır ama, sonra sıkıntıya girer, çalışır, uyku uyumaz, rahat etmezler. İçlerine bir şeytan girmiş gibi olurlar. Evet, borçlar şeytandır; öyle bir kör şeytan ki insan onu ancak para ile söküp atabilir. Bütün hayatları boyunca hep başkalarının sırtından geçinen, sağdan soldan para alıp kılını bile kıpırdatmayan adamlar da vardır. Nasıl rahat uyku uyurlar? Nasıl yemek yerler? İnsanın aklı almaz. Borç! Bu işin sonu ya bir kürek mahkumu gibi ömrü boyunca çalışmak ya da şerefsiz yaşamaktır.
Reklam