Uğultulu tepeler Emily Bröntë'nin tek kitabı.Kendisi kitap yayınlandıktan 1 yıl sonra ölmüş.Uğultulu tepeler yayınlandığı dönemde oldukça sert eleştirilmiş; o dönemde çok popüler olan Charlotte Brönte'nin Jane Eyre romanıyla karşılaştırılmış, yerden yere vurulmuş.Şuansa Uğultulu Tepeler'in edebi değerinin daha yüksek olduğu söyleniyor (keşke Emily bu günleri görebilseydi).Emily diger kardeşleri Anne ve Charlotte gibi esasen kendi hayatına benzeyen durgun ,hanım hanımcık baş karakteri yansıtmamış aksine isyankâr bas karakteri ortaya çıkarmış.Hatta bu sebeple eleştirmenler kitabın bazı kısımlarının Emily'nin erkek kardeşi tarafından yazıldığını öne sürmüşler.Konuya gelecek olursak kitap Mr.Lockwood'un İngiltere'den Thrushcross çiftliğine yerleşmesiyle başlıyor.Lockwood'a hizmetlisi Neally Dean ev sahibi Heathcliff'in hikayesini anlatıyor.Sizleri kitaptan soğutmamak adına daha fazla detay vermeyeceğim.Kitabı okurken ruhum yoruldu, daraldım.Karakterlerin hiç birini sevemedim hatta Linton hariç hepsinden nefret ediyorum.Kitap da aşk romanından çok saplantı, nefret romanı olabilir.Kitap boyunca Heathcliff'e
Catherine'e sinirlendim birbirlerini de başkalarını da mutsuz edip durdular bu hastalık derecesinde saplantı onları mahvetti.Bu hikayede yanan linton oldu diyebiliriz kısaca , onun için çok üzüldüm mutlu olmayı gerçekten hak ediyordu . Hatta Katherine nin tüm o şımarıklığına nasıl tahammül etti şaşırıyorum.
Romanda duygular çok şiddetli ve gercekçi ifade edilmiş. Emily Bronte nin o dönemde bu tür bir eser yazabilmesi çok büyük bir başarı.Ömrü daha uzun olsa eminim bizleri yazdığı eserlerle şaşırtmaya devam edecekti.Kitabi Emily Bröntë'nin hatırına okumanızı tavsiye ediyorum.Sadece okurken huzur ya da mutluluk bulmayı beklemeyin.Çünkü bulamayacaksınız.