Ve böylece ertesi güne başlarız tekrar.
Geçmişin aynı, yerleşik kurallarıyla.
Büyük, şiddetli neşelerden kaçabilseydik
Büyük acılardan da kaçabilirdik.
Yolunu kapatan taşın etrafından
Zıplayıp geçen kurbağa gibi.
Sokakta en ufak bir tanıdığımı, hatta bir tanıdığıma benzettiğim birini görsem aniden irkiliyordum ;içim tiksintiyle ürperiyordu ve başım dönüyordu. Başkaları tarafından çok sevildim ama görünüşe göre onları sevme yeteneği bende yoktu.(Ya da insanlar aleminde "sevgi" denen şeyin olup olmadığından bile şüphe ettiğimi söyleyebilirim. ) Bu yüzden, benim gibi birinin yakın arkadaşının olmaması çok normaldi.
Gelen akrabam babamın beni evlatlıktan reddedebileceğimi söyledi. Fakat bunların hiçbiri umrumda değildi; ben ölen Tsuneko'yu özlüyordum. Onu düşünüp gözlerim kuruyana kadar ağlıyordum. Gerçekten de o zamana kadar karşılaştığım insanlar arasında fakir; eski giysiler içindeki Tsuneko'yu sevmiştim.