Madame Rosa‘nın benimle sadece ay sonunda elinde bir havale geçsin diye ilgilendiğini önceleri bilmiyordum. Bunu öğrendiğimde çoktan altı ya da yedi yaşına gelmiştim ve benim için para ödendiğini öğrenmek bir nevi darbe oldu. Madam Rosa‘nın beni karşılıksız sevdiğini ve birbirimiz için anlam taşıdığımızı sanıyordum.
Bu, bütün tacize uğrayan çocukların tacizci olacağı anlamına gelmiyor ama çocukken tacize uğramamış birinin sonradan tacizci olması imkansız. Kimse kötü doğmuyor. Winnicott’ın dediği gibi: “ Bir bebek annesinden nefret edemez; önce annesinin ondan nefret etmesi gerekir.” Bizler bebekken saf birer süngeriz, boş bir el kağıdız. İhtiyaçlarımız en temel şeyler: yemek, kaka yapmak, sevmek ve sevilmek. Ama doğduğumuz ve büyüdüğümüz ortama bağlı olarak bazen bir şeyler yanlış oluyor. İşkence edilen, taciz edilen bir çocuk gerçekte hiçbir zaman intikam alamaz çünkü güçsüzdür ve savunmasızdır. Ama hayal dünyasında intikama dair fanteziler geliştirebilir. Öfke de korku gibi tepkiseldir.