Gözleri dolu dolu oldu. O güzelim varlıklar, birer avuç ikindi gölgesi gibi yitip gitmişti. Artık, yeryüzünde en ufak bir gölgeleri bile yoktu. Ancak, kendi kafasında o yiğit varlıklar boydan boya ışıklı resimler gibi yaşıyor, kımıldıyor, seslerini duyuramadan konuşuyorlardı. Kendisi gittiği gün onların ışıklı tasvirlerinden de iz kalmayacaktı.