Gitmek; insanı yaşadıklarından, anılarından, yaşamına girmiş tüm insanlardan ne kadar uzaklaştırabilirdi? İnsan, giderek görmezden gelebilir miydi? Gitmek ve kalmak… Yaşamın ritmi ikisinin arasında bir yerlerde miydi?

Savaşın nedeni erkeklerin hirsi, gözü dönmüşlüğü, tahakküm açlığından başka bir şey değildi. Sarayda da otursalar köyleri de bassalar zulmetmeyi seviyorlardı. açlıklarını gidermek için önce kadın ve çocukların hayatını karartıyorlardı. Onların yokluğu üzerinden kendilerini var etmeye çalışıyorlar, sonra da birbirlerini yiyorlardı. Masa başında emir verenler de , emirleri yerine getirenler de erkeklerdi.

Kendimizi ve birbirimizi çok daha iyi tanımak için, hiçbir insanın iki yüzlülük ve kötülük ve benzeri şeylerde diğer insanlardan daha fazla tekel sahibi olamayacağı gibi hiçbir insanın hak veya erdem üzerinde de diğer insanlardan daha fazla tekele sahip olamayacağını kabul edecek kadar iyi tanımak için, dünya çapında devasa bir insani çaba harcanmasına duyulan kulakları sağır edici bir ihtiyaç var. Eğer halklar ırklar ve milletler bu kendini gösteren hakikatle başlarlarsa bence o zaman dünya, bir bütün olarak oyunlarımın temel, mecazi teması olarak gayriihtiyari sectigim türden yozlaşmadan kaçınılabilir.