Bazı anıların açtığı yaralar kapanmaz. Zaman geçtikçe anılar bulanıklaşmıyor, aksine geriye bir tek o anı kalıyor ve diğer her şeyi yavaş yavaş yok oluyor. Renkli ampullerin birer birer patlaması gibi dünya kararıyor. Ben de aynı şekilde güvende olmadığımı biliyorum.
Yani ağabey, ruh denilen şey hiçbir şey değil mi ki?
Yok hayır, yani o cam gibi bir şey mi ki?
Cam şeffaf ve kolay kırılan bir şey. Bu camın duasıdır. Bu yüzden cam eşyaları dikkatli kullanmamız gerekir. Çünkü çizilir ya da kırılırsa kullanılamaz hale gelir ve atılır gider.
Eskiden kırılan camlarımız vardı bizim değil mi? Onlar cam mıydı başka bir şey miydi emin değilim ama şeffaftı, sağlamdı ve gerçekti. Demem o ki ağabey, bizler kırılarak bir ruha sahip olduğumuzu gösteriyoruz değil mi? Gerçek camdan yapılmış insanlar olduğumuzu ispatladık.
Siz bilir misiniz, insanın kendisinin tamamen temiz ve iyi bir varlık olduğu hissinin ne kadar güçlü olduğunu? Vicdan denilen gözalıcı parlaklıktaki mücevherin alnima çakılmış gibi olduğu o anın parlaklığını?
 insanlar öldüğünde havalanan küçük kuş, yaşarken bedenlerinin neresindedir acaba? Kaşlarının çatı nda mı, kafasının üstünde mi yoksa kalbinde bir yerlerde mi?