Kaybedilmeye elverişli bütün dileklerde musibet, geçici olan her şey de acı ve keder, imkansız olanı ummakta üzüntü ve dert, her güvenliğin sonunda bir korku vardır. Zira korku hisseden kişinin zihni karışıktır, makul davranmaktan da acizdir. Bu yüzden biz diyoruz ki: Bir insanın nefsi, kendi varlığına ait olmayan şeylerle kendisini meşgul ediyorsa onun ebedi hayatı yıkılır; üstelik fani hayatındaki yaşayışı da ona dert olur; hastalıkları çoğalır; acıları dinmek bilmez.
...ölüm kötü değildir; aksine ölüm korkusu kötüdür. Ölüme gelince, o sadece tabiatımızın bir tamamlayıcısıdır. Çünkü ölüm olmasaydı kesinlikle insan da olmazdı.
İstediğimiz olmadiysa olanı istemeli ,olanla yetinmeli ve böylece üzüntünün devamındansa sevincin devamını sağlamalıyız. Çünkü elde edemediklerine ve var olmayan şeylere üzülen kimsenin bu uzuntusu asla bitmez; zira o hayatının her aşamasında bir sevdiğini yitirmek ve bir arzusunu gerçekleştirememek durumunda kalacaktır
İnsanın başkasına acı ve üzüntü verecek işler yapması zulüm olduğu gibi kendisi için acı ve üzüntü doğuran eylemlere girişmesi de zulümdür; kendisine zulmeden kişi akılsız,câhil ve bedbahttır.