Muhtemelen küçük yaşlardan itibaren aklı başında bir abla olarak kendi işini kendinin görmesi doğal olarak karşılandı ve kimseye şımarmasına hiç izin verilmedi.
Yemek yapmak eğlencelidir ama görev haline geldiği anda tadı kaçar , değil mi ? Seks de öyle, moda da ,güzellik de … Birileri sizi zorlarsa, her ne olursa olsun işe dönüşür ve zevki silinir gider, değil mi ?
Ama ben hareket etmeyi bırakırsam aile dediğimiz bu atlıkarıncanın dönmeyi bırakacağı önsezisinden kurtulamıyorum. Şayet hareket etmezsem, sevilmeyebiliri. Hareket ediyor olsam bile sevileceğimin garantisi yok. Zaten "sevilmek" ne demek ki? İhtiyaç duyulmak anlamına mı geliyor? Eğer öyleyse insanlara faydalı olduğum halde neden böyle içi boş ve perişan hissediyorum peki? Nasıl biri olursam sakinleşip rahat bir nefes alabilirim acaba?