ferruhan seylan

ferruhan seylan
@Ferruhan
9/10
·432 syf.··
2017 4. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2017 17:55
Beni derinden etkileyen, hayatıma yön veren, bakış açımı değiştiren kitaplardan biridir Nietzche Ağladığında. Açıkçası kitabın başları baya bir sıkıcı gelmişti çünkü çok fazla psikolojik terimlerden bahsediyor ve Breur, Freud ve Nietzche arasındaki bazı konuşmalar insanı sıkıyor. Freud kim diye soracak olursanız, Freud, psikanalizi bulan Nietzche ile aynı zamanda yaşamış ünlü bir psikiyatrist. Breur ise Freud'un hocası. Psikolojiye az çok ilginiz varsa veya psikoloji ile ilgili kitaplar okuduysanız duymuşsunuzdur adını mutlaka. Kitabın başlarına sıkıcı dedim ancak kitap gittikçe ilgimi çekmeye başlamıştı ve psikolojiye ilgim olduğu için kitabı ilgiyle bitirdim. Kitap bittiğindeyse, neden bitti diye oturup üzüldüm resmen. Kitabın başları size biraz karmaşık gelmiş olabilir. Ama inanınki bitince aklınızda kitabın parçaları bir yapboz gibi birleşiyor kafanızda ve vay bee diyorsunuz neler öğrendim bir kitaptan. Nietzche Ağladığında, Yalom'un okuduğum ilk eseriydi ve okuduktan sonra pişmanlık duydum neden ben bu adamın kitaplarını şimdiye kadar okumadım diye. Kitabın konusuna gelecek olursak, kitap Nietzche, Breur ve Salome karakterli arasında geçiyor genellikle. Ünlü psikolog olan Breur ailesiyle tatil yapmak için Viyana'ya gidiyor. Orada kendisine Salome'den bir mektup geliyor. Salome ise Nietzche'nin eskiden aşk yaşadığı kişi. Salome Nietzche'yi iyileştirmek için Breur ile konuşuyor ve Nietzche ile Breur tanışıyorlar. Kitabın büyük bir bölümü Nietzche'nin hastalığıyla geçiyor zaten. Ne kadar Dr. Breur Nietzche'yi iyileştirmek isterse, Nietzche o kadar tedavi olmak istemiyor. Bu ksımdan sonra kitaba namı değer Freud da dahil oluyor. Freud ise Breur'un öğrencisi. Breur Nietzche'yi ikna edemeyince Freud'a danışıyor. Bir gün Nietzche hastalığı nedeniyle koma geçiriyor. Koma
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Reklam

ferruhan seylan

, bir kitap okudu
9/10
·432 syf.··
32 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2017 17:55
·
2017 4. kitabı
Irvin D. Yalom
9/10 · 70bin okunma
9/10
·360 syf.··
2017 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2017 17:51
Aslında bu kitaba çok fazla önyargılıydım. Nedeniyse ; '' bir insan kapağa neden bir çocuk yüzü koysunki ?'' diye düşünmemdi. Kitap ilk bakışta çekici gelmemişti açıkcası. Taaaaa ki D&R' da kitabı elime alıp ınceleyene kadar. Kitabın arka kapağında ''Bu kitabı kapağına (çocuğun yüzüne) bakarak değerlendirmeyin'' yazıyordu. O an sanki o yazının bana söylendiğini hissettim. Her zaman başkalarının zevklerine güvenmişimdir. Bir yandan yorumlara baktığımda herkesin mükemmel yorumlar yaptığını gördüm veee almaya karar verdim nihayet. :) Şimdi, okuduktan sonra, diyorum ki; iyiki almışım yahu okumasam ne kadar çok şey kaybedecektim. Evet öyle dedim çünkü; her ne kadar çocuk kitabı gibi görünse de, aslında herkesin okuması gereken bu kitap, bana çok şey kattı. Bunlardan biri: empati duygum arttı. Artık yüzünde veya herhangi bir yerinde bir kusuru olan kişiye anormal şekilde bakmıyorum. Her ne kadar kendimize bakmıyormuş gibi gelsek de, ister istemez anormalliğe dönüp maalesef anormal şekilde bakmaya başladık. Bilmiyoruz ki onların da biz gibi düşünüp, konuşup, yaşadığını. Neyse bu kadar değerlendirme yeter şimdilik :) Gelelim kitabın konusuna. August adında on yaşındaki çocuğun doğuştan gelen yüzünde şekil bozukluğu vardır. (Hastalığın bir adı vardı ancak bulamadım maalesef :(. Kitapta yazıyor olması lazım.) August her çocuk gibi konuşabiliyor, yürüyebiliyor, oynayabiliyor, ancak; okula gidemiyor. Nedeniyse sık sık geçirdiği ameliyatlar. August'u gören herkes korkunç birşey görmüş gibi etrafa kaçışıyor veya anormal şekilde bakıyor. August ise bu duruma alışmış durumda. August'un ailesi de bu duruma artık alışmış durumda. August, on yaşında okula başlıyor. Okuldaki herkes ona anormal gözle bakıyorlar, onu dışlıyorlar. Yani anlayacağınız August yeni başladığı okulunda birçok
MucizeR. J. Palacio · Pegasus Yayınları · 201715,6bin okunma
9/10
·176 syf.··
2020 12. kitabı
Kendi iç sesine kulak veren, isteklerini ve arzularını dinleyip onları uygulamaya koyan nadir kişilerden birinin hikayesi anlatılmış bu kitapta. Kitabın arka kapak yazısında kitabı, herkes daha uyurken şafak vakti uyanıp güneşin doğuşunu izlemeye benzetmiş. Mutlaka hepimiz bir kere de olsa şafak vakti uyanıp, güneş doğana kadar uyanık kalmışızdır. Öyle zamanlarda çoğu kişinin görmediğini gördüğümüz için ister istemez kendimizi şanslı hissederiz ve kendimize şimdi bu saatte uyuyanlar ne kadar da çok şey kaçırdı, bu güzellikten mahrum kaldılar deriz. Bu kitabı okumayan kişi de gerçekten çok şey kaçırıyor. Neden diye soracak olursanız, kitabı bitirdikten sonra anlıyoruz ki Simyacı bize çok şey katmış. Yazar hem okuru sıkmadan hikayesini anlatıp, hem okuyucuya faydalı mesajlar vermeyi çok güzel başarmış. Eğer az çok Mevlana hakkında bilginiz varsa, Mesnevi'den birkaç hikaye biliyorsanız, kitabın Mevlana'dan esinlenerek yazıldığını rahatlıkla görebilirsiniz. Kitabın arkasında da Mesnevi'den esinlendiği yazıyor. Kitabın akıcı olması nedeniyle ve yazarın arada olayları merak ettirmesiyle kitabı ben gibi bir çırpıda bitirebilirsiniz :) Kitabın konusuna gelecek olursak, Endülüs'lü Santigo adında bir genç, hem gezerek hem çobanlık yaparak hayatını devam ettiriyor. Bir gün gördüğü bir rüya üzerine hazine aramak için Mısır piramitlerine gitmeyi karar veriyor ve yola koyuluyor. Yolda birçok kişiyle karşılaşıyor, kimisiyle dost oluyor, kimisiyle düşman. Neyse en sonunda büyük çabalarla Mısır'a varıyor. Mısır'da ise onu büyük bir sürpriz bekliyor. Büyük heyecanla okuyacağınızı tahmin ettiğim bu kitabı okuyun, okutturun. Okumakla bir şey kaybetmezsiniz, tam tersine kazanacağınızı düşünüyorum. :)
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2007246,8bin okunma