Fethi TAŞ

Fethi TAŞ
@Fethitass
Lisans
27 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
Keşkeler olmasa
Keşkeler olmasa, Dün silinse hafızamdan, Yarın korkutmasa beni, Anın içinde kaybolsam hep ben. Gün akıp gitse, Zaman yanımda olsa, Pişmanlık uğramasa kalbime, Ve biz sadece nefes kadar özgür olsak. Gözlerimde ışık, Ellerimde sıcaklık, Kalbimde anın tadı, Hiçbir soru sormadan yaşayabilsem. Belki de bu, Yaşamanın en saf hali, Bir nefes gibi kısa, Ama tüm dünyayı kapsayan hali.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Geç Kalan Veda
Geç Kalan Veda Ali Bey, 30 yıl boyunca devlet dairesinde çalışmış, monoton bir hayat sürmüş bir memurdu. Her sabah aynı saatlerde uyanır, aynı yoldan işe gider, aynı masada aynı evraklarla uğraşırdı. Hayatının büyük kısmı, kâğıtlar ve rutinle geçmişti. Emekliliği geldiğinde, hayatın tadını çıkaracak zamanı olduğunu düşünmüş, ama kader ona başka bir yol çizmişti. Yapılan kontrollerde kanser teşhisi konuldu. Kanser yavaş yavaş bedenini ele geçirirken, Ali Bey, yıllarca yaşamayı ihmal ettiği hayatın farkına vardı. Hayatının en büyük gururu, kendisi gibi hayatını kısıtlamış bir çocuğunu büyütmek olmuştu. Oğlu Yusuf, Ali Bey’in hayatının merkezindeydi. Ama yıllar geçti, Yusuf büyüdü, kendi hayatını kurdu ve babasına eskisi kadar zaman ayıramadı. Ali Bey, yalnızlığın soğuk gerçekliğiyle yüzleşti. Altı ay ömrü kaldığını öğrendiğinde, Ali Bey derin bir hüzünle oturduğu odada düşüncelere daldı. Hayatı boyunca kendisi için yaşayamamıştı, şimdi mirasını ve geride bırakacaklarını düşünmek zorundaydı. Çocuğuna bırakmak bir anlam ifade etmiyordu; ilişkileri mesafeli, duyguları ise kırılgandı. Sonunda ağır bir karar aldı. Tüm mirasını, çocuk esirgeme kurumuna bırakacaktı. “Hayatım boyunca geç kaldım, belki başkalarının hayatına dokunabilirim,” dedi kendi kendine. Bir mektup yazdı, el yazısıyla veda etti; içinde hem pişmanlık hem de umut vardı. Veda günü geldiğinde, Ali Bey, sessizce odasında oturdu, pencereden dışarı baktı. Hayatını geri getiremeyeceğini biliyordu. Ama bir parça mutluluk, belki de başkalarının hayatını değiştirme umudu vardı. O mektubu ve mirasını teslim ederken, küçük bir tebessüm belirdi yüzünde. Hayatına geç kalmış olsa da, en azından son bir iyiliği yapmıştı. Ve Ali Bey, huzur içinde, geride bıraktığı yalnızlığın ve geçmişin yükünü biraz olsun
Geç Kalan Veda
Yıllar geçti, aynı yolda, aynı adımda, Hayat, suskun bir nehir gibi aktı gitti. Bir yudum hayatı içemedim, Çünkü hep başka birini düşündüm. Oğlum büyüdü, uzaklaştı, Gözlerim, yılların özlemiyle doldu. Kanser geldi, zaman daraldı, Geç kalmıştım, fark ettim. Bir veda mektubu yazdım, Titreyen ellerimle… "Bir çocuğa umut olabilirim," dedim, Ve mirasımı bırakıp, huzurla kapadım gözlerimi. Çocuklar oynarken, kahkahalarla doldu sokak, Bir tebessüm geçti yüzümden, Geç kalmıştım… ama belki, Bir yüreği ısıtabilirim son bir kez.
"Anneanneme"
Gözlerimden düşen her damla, bir zamanlar ellerini tuttuğum ellerini arıyor. Seninle dolu odalar şimdi sessiz, ve erkek çocuklar, o bilge gülüşüne bakmak yerine sadece kendi gölgelerinde yürüyor. Büyütüp ellerini sıktığın eller, şimdi seni hatırlamıyor; ve ben, bir köşede, sessizliği saygıyla kucaklıyorum. Senin sevgini, sıcaklığını kimse göremedi, kimse dokunamadı; ama ben biliyorum, seninle geçen her an, yüreğimin en derin köşesinde parlıyor. Gittiğin gün, dünya biraz soğudu ve ben, sana dair her hatırayı bir yıldız gibi göğe astım, sen artık oradasın, biz burada yalnız seni anıyoruz.
Para gerçekten huzur verebilir mi, yoksa sadece geçici bir rahatlık mı sunar? Mutluluk, parayla ölçülebilecek bir değer midir, yoksa daha derin bir haz mı gerektirir? Para, insanın ruhunu ve karakterini değiştirebilir mi, yoksa sadece maskeler mi taktırır? Parayı seven bir insan, iyi biri olmanın ötesinde, gerçekten insan olabilir mi?