Kitaptan önce biraz yazardan bahsetmek istiyorum.
Adem Özköse mazlum ülkelere gitmesiyle bilinen bir gazeteci, aramızdan çoğu kişinin cesaret edemeyeceği savaş alanlarına dalmasıyla en gizli ve sırlı isimler ile röportajlar yapmasıyla tanıyoruz. “Çocukların katledildiği dünyada biz yaşamasak da olur.” diyerek ümmet için elinden geleni yapmaya çalışıyor.
Hangimiz bu görüşle yola çıkabiliriz?
Neyi feda edebiliyoruz?
Kimleri kendimize öncü seçiyoruz?
Suriye konusunda ''Onlara oturduğu yerden devlet yardım ediyor'' ya da ''Düşük maaşlara çalışıyorlar biz işsiz kaldık.'' ''Benim ülkemde aç mı yok?'' gibi acımasızca konuşmaları bir kenara bırakıp biraz empati yapmanın zamanı geldi de geçiyor bile.
Gel gelelim bir çırpıda bitirdiğim kitaba
Adem Özköse ve Hamit Coşkun 2012 Mart ayında belgesel çekmek için savaşı aldırmadan kaçak yolla Suriye'ye gidiyorlar. Gittikleri Suriye'de Esed rejimi tarafından kaçırılıp, 53 gün boyunca yer altı zindanlarında kalmak zorunda kalıyorlar.
O zamanlarda neler yaşadıklarını nelere şahit olduklarını anlatan gerçek bir hayat hikayesi
Mülteci deyip gözümüzü devirdiğimiz kardeşlerimizi biraz olsun anlamak için güzel bir eser.
Okuyun, okutturun!
“Kur'an kalbime ferahlık, irademe kuvvet veriyordu.”
-Adem Özköse