“Hayır, özgür değilsin,” dedi. “Senin bağlı bulunduğun ip, öbür insanlarınkinden biraz daha uzun; hepsi bu kadar! Senin patron, uzun ipin var, gidip geliyor, kendini özgür sanıyorsun. İpi koparmadın mıydı da...”
Küçük çocukken kuyuya düşme tehlikesi geçirmiştim. Büyüyünce de “sonsuzluk” sözcüğünün içine düşme tehlikesiyle karşılaştım ve birkaç başka sözcüğün içine daha: “ Aşk”, “umut”, “anayurt” ve "Tanrı”. Her yıl kurtulup ilerlediğimi sanıyordum. İlerlemiyor, yalnızca sözcük değiştiriyor ve buna “kurtuluş” diyordum. Şu son zamanlarda da, tam iki yıldır “Buddha” sözcüğüne asıldım kaldım.