artık kendimden bile haber alamadığım bu yerde
iki tekme savuracağım diye
otuz adım geriye gittiğim öfkem
yolda sevgiye dönüşüyor
çalmayan kapının da sesi var diyerek
ardına kadar açtığım şeyler
nasıl gelmiyormuşsun diye baktığım yol
nasıl geçmiyormuşsun diye baktığım sokak
kurcalanmış bir gövdenin dağınıklığıyla
bazı günler sadece duvara bakmak
bazı günler kulağımı yere dayayıp yol dinlemek
sadece seninle ilgili o kadar dağ
sadece seninle ilgili o kadar ova gezdim ki
o kadar gövde
o kadar ağız içi
sabahları beni dışarı çıkaran acı ağacı/ geceleri beni eve gönderen zaman/ yapmamam gereken şeyler/ kalbime sürtünüp büyüyen delik/ zaman hızlı ama vakit geçmiyor