Özenme, kıskançlık, hırs ve her türlü açgözlülük, bunların hepsi tutkudur, oysa sevgi zorla değil, sadece özgürlük içinde gerçekleşebilecek,
insana özgü güçlerin açığa çıktığı bir eylemdir. 
Günümüz seri üretimi nasıl ürünlerin standartlaşmasını zorunlu kılıyorsa, toplumsal süreç de insanların tek tip olmasını ister ve bu standartlaştırmaya da “eşitlik” adı verilir.
İnsanların büyük bir bölümü topluma uyma gereksinimlerinin farkında bile değildir. Sadece kendi düşüncelerine, kendi eğilimlerine göre davrandıklarını, bir birey olduklarını sahip oldukları fikirlere kendi düşünceleriyle vardıklarını, kendi fikirlerinin çoğunluğun fikirleriyle örtüşmesinin bir rastlantı olduğunu zannederek yaşarlar. Herkesin aynı görüşte olması, insana “kendi” fikirlerinin doğru olduğunu kanıtlar.
İnsan ayrı olmanın, sürüden sadece birkaç adım uzağında bulunmasının korkusunu, ancak toplumla birleşme gereksiniminin ne denli güçlü olduğunu kavradığında anlar.