İbadetler de inançların ve duyguların dışa yansıyan görünümleridir. Bu nedenle ibadetler hem dini inancın gücünü gösterirler hem de bu inancın güçlü kalmasını sağlarlar. Bunu eski bilim adamları “fener” örneğiyle açıklarlardı. Şöyle ki, fenerin içinde yanan lamba inancı, lambayı çevreleyen camlar ise ibadetleri temsil eder. Nasıl ki camlar, dıştan gelen etkilere, rüzgâra karşı lambayı sönmekten koruyorsa, aynı şekilde ibadetler de olumsuz etkilere istek ve arzulara karşı inancı korurlar, onun zayıflaması önlerler. Yani burada karşılıklı bir etkileşim söz konusudur. İnancın kuvvetliliği insanı ibadette bulunmaya iter, yaptığı ibadetler de inancını korurlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
… Böyle bir bilinçle ve duyguyla namaz kılmaya devam edenlerin sahip olacakları özellikler Kur’an’da şöyle belirtilmektedir: “Tahammülsüz ve bencil değildirler. Başlarına bir kötülük gelince sızlanmalar. Bir iyilik elde edince cimrilik edip başkalarını kıskanmazlar. Mallarında yardım isteyenlerin ve yoksulların da hakkı olduğunu kabul ederler. Hesap gününün gerçek olduğuna inanırlar. Rablerinin azabının endişesini duyarlar. İffetlerini korurlar. Emanetlerine ve sözlerine uyarlar. Şahitliklerinde dürüst olurlar. İşte cennetlerde ikram görecek olanlar bunlardır.
Namaza tam konsantre olabilmek için açlık, susuzluk, uykusuz gibi fizyolojik ihtiyaçların da namazdan önce belirli oranda karşılanmış olması gerekir. Aksi takdirde zihin bunlarla meşgul olabilir ve namaz şekilsel hareketlerin ötesine geçemez. Bu nedenledir ki Hz. Peygamber, “yemek ortaya konulduğu vakit, namazı kılmadan önce yemeğe başlayınız! Acele edip yemeği bırakmayınınız!” buyurmuştur. 
İbadet dendiğinde günlük dilde dar anlamda, şekli belirlenmiş, yapılması gereken belli davranışlar akla gelir. Örneğin, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek gibi. Fakat geniş anlamda bakıldığında İslam Dini’ne göre Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan her hareket ibadet hükmündedir.