Bir kaldırımın üzerine oturup nefes almak, dinlenmek geçti aklımdan ama yürümeye devam ettim. Bir süre sonra gökyüzünde soluklanacak bir nefes kalmayacağı korkusuna kapıldım.
Yürüyordum.
Ağlayabilseydim bazı şeylerin düzelebileceğini düşünüyordum.
Ağlamadım.
Korktum sadece...
Allah bullak olmuş bir kafayı bedenimde taşımanın zorluğuyla yürüyordum. Çatlak duvarlarından içeriye doğru kan sızan bir kalbi taşımanın acısıyla yürüyordum. İki kelimelik deprem, vücudumun tüm faylarını tetikleyip harekete geçirmişti ve kocaman bir bulutun içindeymişçesine hiçbir yeri görmeden yürüyordum.
Bir kez tercih ettin mi geriye dönemezsin zaten. Her şeyiyle yaşamından bir parça haline gelmiştir. Kimi zaman gülümseten, kimi zaman da utançtan alnını çatlatan tercihler...