Fikriye Kaya

Fikriye Kaya
@Fikriye_kaya
Aynı Film Kaç Kez Oynar? Kitabının Yazarı
Yazar
Üniversite
Antalya
Ankara
111 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Bugüne kadar yapmadığım birkaç şeyi bu kitapla birlikte yapmış oldum. Öncelikle yazarın emeğine ve aklına sağlık. O kadar kelimeyi bir araya getirmek ve bunu bir ahenk içinde konudan kopmadan, içinde kaybolmadan ve anlaşılır şekilde yazabilmek ciddi bir bilgi ve emek ister. Ömrü hayatımda ilk kez bir kişisel gelişim kitabı okudum. Okumamam tamamen tercih sebebiydi. Yaşını, başını almışlar için bu tarz kitapların gereksiz olduğuna inandım hep. Kitap, hayatın akışına küçük müdahalelerin yaratacağı büyük farklılıkları gayet anlaşılır şekilde anlatmış. Aslında Yaşıyoruz zaten gerçeğine vurgu yaparak Az değişiklik iyidir diyerek, kendi küçük mucizelerimizi bulmamız için minik ip uçları veriyor. Sıkılmadan okuyacağınız bir kitap.
Aynı Film Kaç Kez Oynar?Fikriye Kaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202529 okunma
Fikriye Kaya
Teşekkür ederim hocam🙏
Altın Kafes
Bir muhabbet kuşu düşünün. Daha gökyüzünün ne olduğunu öğrenemeden, kanatlarının ölçüsü demir parmaklıklarla belirlenmiş olsun. Sabahları aynı yemliğin başında uyansın, aynı salıncağın üzerinde uykuya dalsın. Kafesin kapağı bazen açılsın; birkaç ürkek tur atsın odanın içinde, sonra telaşla geri dönsün. Çünkü bazı canlılar özgürlüğü değil, alışkanlıklarını vatan sanır. İnsan da böyledir. Modern çağ, insanı zincirlerle değil; konforla evcilleştirdi. Eskiden esaretin sesi vardı: prangalar şıngırdardı. Şimdi ise sessizdir. Yumuşak koltukların, taksitli hayatların, parlak ekranların içine gizlenmiştir. Artık kimsenin bileğine demir vurulmuyor. İnsanlar kendi kafeslerini dekorasyonla süslüyor. Üstelik buna başarı diyorlar. Sabah alarmıyla uyanıp istemediği bir hayata yetişmeye çalışan milyonlarca insan var. Trafikler, plazalar, kart basılan turnikeler… Hepsi görünmez bir fabrikanın bant sistemi gibi çalışıyor. İnsan ruhu, büyük bir makinenin dişlileri arasında yavaşça törpüleniyor. Fakat kimse bunu fark etmiyor. Çünkü kafes altından yapılmış. Altın, demiri unutturur. Bugünün insanı özgürlüğü, seçenek bolluğuyla karıştırıyor. Oysa önüne yüz kapı koyulması, gerçekten özgür olduğun anlamına gelmez. Bazen bütün kapılar aynı koridora çıkar. Market raflarında dizilen renkli ambalajlar gibi; farklı görünen ama aynı açlığı besleyen hayatlar yaşıyoruz. Bir adam kırk yıl boyunca aynı masada oturuyor. Aynı sokaktan geçiyor. Aynı korkulara selam veriyor. Sonra bir gün emekli olup “özgür kaldığını” düşünüyor. Oysa sadece kafesin mesai saatleri değişiyor. Modern dünya, insanı aç bırakarak değil; doyurarak uyuşturuyor. Çünkü aç insan bağırır. Tok insan susar. Bu yüzden çağımızın en büyük hapishaneleri beton duvarlardan değil, konfordan inşa ediliyor. İnsanlar artık gökyüzüne
Fikriye Kaya
İnsan modern dünyada özgür olmadığını fark etmiyor çünkü konfor, rahatlık ve alışkanlıklar bizi gönüllü bir esaret içinde tutuyor.Şimdilerde yumuşak koltuklar, ekranlar ve düzenli yaşam, altın kafesler oluşturuyor. İnsan, kendi hayatını özgürce seçtiğini sanıyor, ama çoğu zaman başkalarının belirlediği korkuları ve kuralları karakteri sanıyor.Çok güzel bir konuya değinmişsiniz hocam, kaleminize yüreğinize sağlık 👏👏👏