Başlarda dopamininin temel fizyolojik özelliklerinden bahsederken çok sıkılsam, uykumun geldiğini hissetsem de sonlarına doğru işin mantığını oturttuğu için oldukça zevkle okuduğum bir kitap oldu. Verdiği hayatımızdan örneklerle çok güzel anlatımlı bir kitap olmuş
Sizlerin de fark ettiği üzere insanlık temel ihtiyaçların karşılamayı çok uzun yıllar önce halletti. Ama bir
önceki bölümde bahsettiğimiz üzere sistem gerçekte ihtiyacımız olmayan bir sürü uydurma ihtiyacı hayatımıza sokmaya devam ediyor. Bunu da dopaminin çalışma mekanizmasını sömürerek yapıyorlar. Evet dopamin ilkel insanin ihtiyacının peşinden koşabilmesi için vardı ama mağara adamı suya ya da yemeğe ulaştiğın en azından durup dinlenme şansı buluyor
du. Peki ya biz?
Dopamin sistemimizi öyle bir hack lediler ki etrafımızda
peşinden koşulması gereken tonlarca uydurma ihtiyaç var. O nedenle sürekli koşuyoruz. Hatta bu duruma o kadar alıştırıldık ki artık amaç bir yere ulaşmak değil sadece koşmak olmuş Kaç yaşinda olursanız olun bu kadar yorgun hissetmenizin temel nedeni koşmak. Bu kadar koşup da varıs noktasına ulaşamamak gerçekten insanı fazlaıyla tüketen bir durumdur. O nedenle modern toplumun içinde tükenen bir insana dönüşmek istemiyorsanız cidden yavaslamanız, durmanız hatta bazen geri geri gitmeniz lazım. iste bunu başarabilmeniz için de dopaminin fizyolojik calışma mantığını çok iyi anlamanız gerek. İyi öğrenin ki yabancı parmaklar sisteminizi hack'leyemesin.