Başımıza gelen hiçbir kötülük bizi bunun önlenebileceği koşulları düşünmekten daha fazla üzemez; bu nedenle sükunetimiz açısından hiçbir şey , tüm tesadüflerin kendilerini hüküm süren kaderin araçları olarak gösterdiği ve böylece bizim de meydana gelen kötülüğe iç ve dış koşulların çatışmasıyla çekildiğimizi kabul ettiğimiz olaylara gereklilik yönünden bakmaktan daha etkili değilidir:yani KADERCİLİK.
Göğsünü saran zincirleri kırıp sızlanmayı kesen kimse, ruhunun en büyük kurtarıcısıdır. (Ovidius)
İnsan için mümkün ve ulaşılabilir olan irili ufaklı pek çok şeyin onu beklediğini görmekle birlikte bunlardan hangisinin sadece ona uygun ve onun tarafından gerçekleştirilebilir hatta salt onun için zevkli olduğunu bilmemesinden kaynaklanır.Bu neden insan kendininkine değil sadece başkalarının karakterine uygun olan aslında kendini mutsuz hissedeceği muhtemelen tahammül bile edemeyeceği konum ve koşullara kıskançlık duyacaktır.Zira nasılki balıklar suda, kuşlar havada, köstebek toprağın altında rahatsa her insan da sadece kendisine uygun atmosferde rahat eder;nitekim saray havası da herkes için solunabilir değildir.
Aklı başında kişi hoş olanın değil acı vermeyenin peşindedir.Dünyadaki en iyi şeyin acısız,sakin,tahammül edilebilir bir varoluş olduğunu kabul ederiz.böylece onun değerini biliriz ve bunu hayali zevklerin huzursuz özlemiyle ya da aslında tümüyle kaderin elinde olan belirsiz bir geleceğe ilişkin ürkek endişelerle mahvetmekten kaçınırız.