Müslüman halkları aşağı bir mevkiye mahkûm edecek ve hiçbir umuda mahal bırakmayacak bir "realizme" itibar etmiyoruz.
Tarih sadece daimi değişimin değil, aynı zamanda imkansız ve beklenmeyenin aralıksız gercekleştirilmesinin de hikayesidir.
Müslüman halklar, İslam'a aykırı hiçbir şeyi asla kabul etmeyecektir çünkü onlar için İslam sadece bir fikir ve kanun olmanın ötesinde, aynı zamanda aşk ve hissiyattır. Bu yüzden İslam'a baş kaldıran herkes ve direnişten başka birşey biçemeyecektir.
Peki günümüz dünyasında Müslümanlar ne ifade ediyor? Bu soruyu başka şekilde de sorabiliriz; Bizler ne kadar müslümanız? Her iki soruya verilecek cevap birbiriyle bağlantılıdır.
Tarihte en mükemmel ve en saf öğreti olan Kur'an'ın monoteizminin adım adım riske edilmesiyle mide bulandırıcı bir din tüccarlığı zuhur etti. Kendilerini müfessir ve dinin muhafızı olarak adeden kişiler bunu -oldukça rahat ve kazançlı - bir meslek hâline dönüştürdüler. Böylece dini mesajların hiçbir şekilde hayatta tatbik edilmeyişini vicdan azabı duymaksızın kabul ettiler.