Filiz Çetin

Filiz Çetin
@Filizz
Hiçbir eğlence okumak gibi ucuz, hiçbir zevk de okumak kadar kalıcı olamaz.
Seni uzaktan sevmeyi, bana bakmadan görmeyi, Seni duymadan dinlemeyi, gözyaşlarımla gülmeyi Ve kavuşmak için sabretmeyi, Her şeyi öğrendim ama sensiz olmayı asla…
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ayrılık Günü Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce  Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı  Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm  Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı  Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakaklarımda  Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar  Derinden ses verir içimde bir tel  Sonra, birdenbire kırılır, kopar  Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın  Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü  Durmadan çalınır kulaklarımda  Şarkıların en hüzünlüsü  Seni alıp uzaklara giden otobüs  Benim üzerimden geçer hışımla  Devrilir, bakakalırım ardından  Bir sel gibi akan gözyaşımda...  Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız  Karanlık gitgide en derinlere çeker beni  Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin  Böyle perişan beklerim dönmeni  Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım  Ellerimi koyacak bir yer bulamam  Nereye gitsem, en koyusu acıların 
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini… Ahmet Arif
Kırgınım tüm yaşadıklarıma inat, yaşayamadıklarıma ..Sevdiğim halde sevgimi, gösteremediğimin dile getirilmesine. Sesi ve nefesi ile can bulduğum halde ,gözlerinde eriyemediğime. Öfkenin ve kızgınlığın sevginin ve Vefa'nın önüne geçmesine. Her yaşanan olay da suçlanmaya ,anlaşılmak için dönüp bakılmamasına. Aşkına maşuğum yarim derdime derman yarim deyip omzunda ağlayamadığıma. Gönlümde tek ses tek vurgu oldun sen .Senden başka ne kapı açıldı ne de ben kimseyi buyur ettim .Aşk mabedi tek kişilik o da yalnız sen olacak ben son nefesim de dahi sen diyeceğim .Ey gönlümün sonsuz aşkı kırgınım ama en çok da yokluğuna .....
Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim. Kederli olduğum da söylenemez zaten. buna sebepte yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felaket geçirenlerim var. Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok. Ağırlıksız duran bedenimi küçümsiyeceklerdi. Sonra da birbirlerine dürterek, ya da ilerdeki arkadaşlarına göz işareti vererek beni gösterecekler, “kalbini yok etmişin haline bakın, hınzır pek de pratik, belli etmiyor hiç” diyeceklerdi. Ama iyi ki yoklar. Yüzümü saklamayı düşünmeden durabiliyorum. {Cahit ZARİFOĞLU}