Kalpler, kendi vaktinde birbirine tanıklık eder.
Bu tanıklık bazen bir b.akışta olur.
Bazen yılların ardından.
Bir hazırlık gibidir..
insanın kendini bilmesiyle.
Perdelerinin incelmesiyle.
Ortaya çıkan bir uyum..
Benzer ruhlar buluştuğunda, bunu kelimeler açıklayamaz.
Sükût yeter..
çünkü tanıma, dilin değil, kalbin işidir..
Ama buluşamadıklarında da bir eksiklik doğmaz…
çünkü tasavvufta ayrılık bile, bir terbiye kabul edilir.
Her karşılaşma değil, her hâl öğretir..
insan bazen “Neden bu kadar az?” diye sorar..
Cevap şudur:
Benzer ruh, çok olan değil.
Aynı yere yönelen ruhtur..
Ve yöneliş, insanın elinde değil.
Kalbin derin merkezindedir..
Yakınlık, beraberlik değildir;
aynı hakikate doğru akan,
iki kalbin sessiz anlaşmasıdır..
Bu yüzden tasavvuf ehli acele etmez.
çünkü bilir:
Hakiki yakınlık zam.anla değil, izinle gerçekleşir..