1950'lerde aileye düşen 7 çocuk, 1985'lerde 4 çocuğa, 2015'lerde 2 çocuğa şimdilerde 1,5 çocuğa düşmüş durumda. Böylesi bir demografinin ailenin yapısını ve işlevini değiştirdiği bir gerçek. Geleneksel ailenin üretime dayalı yapısı tüketime dayalı bir yapıya dönüştürdü.
Türkiye'de ailenin en büyük dayanağı dindir. Dini zayıflattığınız zaman aile de kendiliğinden zayıflar.
Ancak bugün devletin aileyi güçlendirme konusunda başvuracağı politikalar konusunda yeterince güçlü olmadığını söylemek zorundayız.
Türkiye'de insanlar batılılaşmaya özendirildi. Bir batılılaşma programı uygulandı. Oysa aşikâr olan şey doğulu bir insanın batılılaşmasının ontolojik olarak mümkün olmaması. Oysa uygulanan program doğuluyu Batılılaştırmıyorsa da başka bir şeye dönüştürüyor. Batılı da olmayan bu yeni durum her halükârda bir kendine yabancılaşmadır.
Günümüzde özellikle sosyal medyanın başını çektiği iletişim ve etkileşim araçlarının da etkisiyle yaygınlaşan israf ve bir gösteriş kültürü de evlilik müessesesini ve aileyi olumsuz olarak etkilemektedir.