Çay ihvan içinde öyle itibarlıdır ki, ona "küçük derviş" payesi verilmiştir. İftar saatlerini bir şölene çeviren şeylerden biri, belki de bunun için, yemekten sonra sofraya konuk edilen çaydır. Böylelikle sohbet için başlama işareti verilmiş olur.
Ahmet Haşim sinemayı "yorgun başın munis bir ilticagâhı" olarak tanımlıyordu. Ahmet Hamdi Tanpınar ise, zamanın iletişim araçlarının (bunlar gramofon ve radyo olsa gerektir) geleneksel sokağı bir uğultu değirmenine çevirdiğini söyler. Şimdiyse bütün bir ülke, halkının manevi dinamiklerine yabancılaşmış medya kuvvetlerinin elinde bir uğultu değirmenine dönmüş durumdadır.