Ana-babalarımız hayırsız olduğu için güvenli bir bağlanma geliştiremiyoruz; acıktığımızda, susadığımızda, canımız yandığında ağlaşıp duruyoruz, ama onlar sesimizi duymazdan geliyorlar. Biz yine de karşılıksız bir aşkla onları sevmeye devam ediyoruz. Çünkü onları görüş mesafemizde tutmak, bir gün başımız çok sıkıştığında yardımımıza gelecekleri duygusunu da elde tutmamıza yarıyor.
Çamaşırlarım ve çoraplarımdaki yamalar, çalışkan ellerin bastığı mühürler gibi... Bu yamalar, sonunda artık kullanılamaz duruma gelmiş gömleklerden daha fazla ömürlü olur. Hele çoraplardaki yamalar, bilhassa hayranlığa değer.. Başka ipliklerle örülmüş. ama yine de çorap onlarla bir bütün haline geliyor. İşleri ve eşyaları tamire uygun olanlara.. ve tâmir edilenlere ne mutlu!..
Kar denilen şey gözler için sefalı, ama vücut için cefalıdır. Çarşıda yürür ve karlara gömülürsün. Evine dönmeyi özlersin, ayaklarını karın içinde bulamazsın. Bu sırada kanın çekilir, kemiklerin donacak gibi olur.