" Yaşantımın iki durağı vardı: Mehmet Ali ve iş. O an hangisine gelip durmuşsam, onu yaşıyorum. Tercih yok, değişme yok. Varlık tek, aşk tek, duraklar değişik. ”
" Dedem, öğle vakitleri ulu bir ağacın altına uzanıp, şöyle bir kestirmenin zevkinden bahseder hep. Gökyüzü, yaprakların yeşilinden sıyrılıp, gözlerinden, göğsünden ta içine masmavi dolarmış. Uzandığı toprak da ana kucağı gibi sıcak, sararmış kişiyi... Oysa Tekezese'nin göz alabildiğine uzanan tarlalarında, ne ana kucağı var, ne yeşilden süzülüp gelen mavi gökyüzü. Bence bu iki renk hürriyet ve mutluluğun timsalidir. ”
" Akçabardaklara sevdalıydım, karın altından uzatıp başlarını, her türlü kıyım ihtimaline karşı, boyunlarını dik tutabilmeleri vardı ya... Bir yanda ezilip yok olma, bir yanda yok olma, fakat bir kısmı da büyümeye devam ediyor. ”